• 0537 596 36 81
  • info@ekapsikoloji.com

Bazen insan, yapamayacağını görmektense hiç denememeyi seçer. Çünkü gerçekten denersen ve başarısız olursan, kendini özel görme inancın sarsılacak.

Çalışmanın değil, “zeki olmanın” takdir edildiği toplumlarda başarısızlık sadece bir sonuç değildir.
Benliğe yönelmiş bir tehdit gibi hissedilir.
Çünkü başarısız olduğunda, bunu sadece bir deneyim olarak değil;
“Demek ki o kadar da zeki değilim” şeklinde yorumlarsın.
Bu durum, psikolojide Öz-Değer Koşulları (Contingent Self-Worth) ile açıklanır.
Yani kişinin kendine verdiği değer; başarıya, zekâya veya dış onaylara bağlı hale gelir.
Bu durumda başarısızlık, bir sonuç olmaktan çıkar ve doğrudan benliğe yönelmiş bir tehdit haline gelir.
Bu yüzden düşük bir not aldığında ya da bir iş istediğin gibi gitmediğinde,
çoğu zaman hemen açıklama yapma ihtiyacı hissedersin:
“Aslında çok çalışmadım.”
“Zaten benim için o kadar önemli değildi.”
“Yorgundum.”
Bunlar basit bahaneler değildir.
Bunlar benliğini koruma çabandır.
Çünkü eğer gerçekten çabalayıp da başarısız olursan,
sorgulanan şey sonuç değil; kim olduğundur.
Bu noktada devreye Bilişsel Çelişki (Cognitive Dissonance) girer.
Zihin, “ben zekiyim” inancı ile “başarısız oldum” gerçeği arasındaki çelişkiyi azaltmak için açıklamalar üretir.
Bu da çoğu zaman kendini koruma refleksine dönüşür.
O yüzden bazen insan, başarısız olmaktansa
yeterince denememeyi seçer.
Bu, sandığından çok daha insani bir savunmadır.
Zihin burada Kaçınma Davranışı geliştirir.
İnsan zihni kendisiyle ilgili bir hikâye kurar:
“Ben zekiyim”, “Ben farklıyım”, “Ben aslında yapabilecek biriyim ama henüz denemedim.”
Bu inançlar, kişinin özgüveninin önemli bir parçası haline gelir.
Ama burada kritik bir risk vardır:
? Gerçekten denemek, bu hikâyeyi test etmek demektir.
Ve eğer sonuç başarısız olursa, sadece bir işte başarısız olunmaz…
Kişi bunu şu şekilde algılayabilir:
“Demek ki sandığım kadar özel değilim.”
Bu oldukça sarsıcı bir ihtimaldir. Çünkü:
İnsanlar başarısızlıktan çok, kim olduklarına dair inançlarının yıkılmasından korkar.
Bu durum, benlik saygısını doğrudan tehdit eder.
Zihin bu tehdidi fark ettiğinde kaçınma davranışı devreye girer.
İşte erteleme burada başlar.
? Ertelemenin gizli işlevi
Ertelemek aslında kişiyi geçici olarak rahatlatır:
“Daha hazır değilim”
“Zamanı değil”
“Daha iyi bir an bekliyorum”
Bunlar yüzeyde mantıklı görünür ama derinde şu vardır:
? “Denemezsem, başarısız da olmam.”
Ve bu sayede kişi şu inancı korur:
“Aslında yapabilirim… sadece henüz denemedim.”
Bu, kısa vadede koruyucu bir mekanizmadır.
Ama uzun vadede:
Kişi potansiyelini test edemez
Sürekli “olabilirdi” ihtimaliyle yaşar
İçten içe bir yetersizlik hissi büyür
Bu süreç aynı zamanda Gelişim Odaklı Bakış Açısı (Growth Mindset) ile de ilişkilidir.
Çünkü burada asıl ayrım şudur:
Sabit zihin: “Başarılı olursam değerliyim.”
Gelişim odaklı zihin: “Deneyerek gelişirim.”
⚖️ Asıl mesele
Buradaki temel çatışma şudur:
Gerçek benlik (deneyen, hata yapan, gelişen)
Hayali benlik (henüz test edilmemiş, “özel” kalan)
Ertelemek, çoğu zaman hayali benliği korumayı seçmektir.
? Sağlıklı olan ne?
Psikolojik olarak daha sağlam olan yaklaşım şudur:
Kendini “özel” olmak üzerinden değil, deneyim ve gelişim üzerinden tanımlamak.
Başarısızlığı “kimliğe dair bir kanıt” değil, sürecin bir parçası olarak görmek.
Çünkü gerçek özgüven şuradan gelir:
? “Denesem de, olmasa da ben değerliyim ve gelişebilirim.”

Benzer Yazılar
Boşanma Süreci Danışmanlığında Neler Yapılıyor?

İzmir Karşıyaka’da Boşanma Süreci Danışmanlığı: Duygusal D..

Çocuğuma Söz Geçiremiyorum Ne Yapabilirim?

İzmir Karşıyaka’da Ebeveyn Danışmanlığı ve Çocuk Davranış Yönetimi..

Uzun Süredir Depresyondayım Ne Yapmalıyım?

İzmir Karşıyaka’da Depresyon Tedavisi ve Yönetimi

Depr..

Yorumlar
disqus code